Kızlık Zarı

kızlık zarıKızlarda cinsel birleşmeye değin varlığını sürdüren, vajen girişinde bulunan ufak bir zardır. Bakireliğin sembolü olan bu zar, ilk cinsel birleşme sırasında penisin vajene girmesiyle yırtılır. Bazen cinsel birleşme olmadan da aşırı zorlanılan beden hareketleri veya mastürbasyon sırasında parmağın girmesiyle yırtılabilir. Ne yazık ki bu zar tarih boyunca birçok kızın başına bela olmuştur. Resimde gördüğünüz gibi kızlık zarı yapısal farklılıklar gösterir. Zar kalınsa yırtılması güç olabilir, ince ve küçükse yırtılmayabilir. Normalde zar yırtılırken ufak bir acı duyulsa da, kızların korkmasını gerektirecek bir acı değildir.

Kızlık Zarı Tipleri

Evleninceye kadar her türlü cinsel ilişkide bulunan, evlenmek için ise bakire kız arayan feodal kafa yapısında ki erkekler için bu zar pek önemlidir. Evlenmek için el değmemiş kız isterler. Sosyal baskı ile yetişmiş, küçük ve ince zar yapısına sahip olan kızların zarı yırtılırken kanama olmazsa çok sorunlar çıkabiliyor, cinayet işlenebiliyor veya bütün sülale toplanarak kızı “Bakire mi?” diye doktora götürebiliyor. Tabii aslında bakire olduğu anlaşılınca evlilik devam ediyor ama artık böyle evliliğe evlilik denilebilirse. Birçok kişiye göre, bir genç kızın en değerli hazinesi bekaretidir. Eh aklı, zekası, kültürü, bir becerisi ve işi olmayan insanlar için herhalde bekaret çok daha değerli oluyor. Ben kişisel olarak kızlık zarını, genç kızların başında bir bela olarak görüyorum. Adeta zar üzerinde genç kızdan başka herkesin söz ve karar hakkı var.

Kızlık Zarı Tipleri

Oysa genç bir kız, nasıl ki saçını veya tırnağını ister kestirir ister kestirmezse, zar konusunda da kendisi karar vermelidir. Bazı genç kızların, zarını korumak için evleninceye kadar cinselliği yaşamamalarını üzüntü ile karşılıyorum. Ayrıca toplum tarafından eleştirilirim, yargılanırım korkusuyla da zar diktirmeyi sahtekarlık olarak görüyorum. Bazı genç kızlar ise zarlarını koruyabilmek adına, cinsel birleşme dışında her şeyi yaşıyor. Oral seks, anal seks yapıyor, ama vajenlerine kesinlikle dokundurmuyorlar. Bence bu da sahtekarlıktır. Ama bu kızları mı, yoksa onları bu sahtekarlığa itenleri mi suçlayalım. Feodal kafa yapısına sahip erkekler kızları, evlenilecek ( bakire olanlar ) ve eğlenilecek ( bakire olmayanlar ) olarak ikiye ayırıyor. Oysa günümüzde gerçek anlamda el değmemiş, bakire kız bulmak çok zordur. Normal cinsel güdüleri olan bir genç kız, cinselliğini şu ya da bu şekilde yaşamaya çalışır. O zaman bu beylerimiz evlenmek için, kendilerine yalan söyleyen ve aldatan kızları mı istiyorlar, yoksa cinsel dürtüleri içsel ya da sosyal nedenlerle bastırılmış, psikolojik sorunları olan kızları mı istiyorlar?

Kızlık Zarı Yapısı

Ben bu tip feodal kafa yapısına sahip olan erkeklere kızıyor ve suçluyorum. Ama kızlara da kızıyorum. Erkeklerin bu kafa yapılarının devam etmesinde onlarında payı var. Hani Nazım Hikmet bir şiirinde işçi sınıfını kastederek “Kabahat senin demeğe de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin” dizelerinden esinlenerek diyorum ki; bu ilkel değer yargılarının yerleşmesi ve korunmasında kadınların suçu oldukça fazladır. Unutmayalım ki bu erkekleri de anneleri yetiştirdi. Yüzyıllardır devam eden kızlık zarı düşkünlüğünün altında yatan sebep nedir? Emeğin üretkenliğinin düşük olduğu toplumlarda insanın artı değer üretmesi mümkün değildi. İnsanın insanı sömürmediği bu ilkel komünal toplumlarda kadınlar ile erkekler eşitti. Zaman içinde emeğin üretkenliğinin artması ile sömürü dönemi başladı ve sınıflı toplumlar ortaya çıktı. İş bölümü değişti.

Kızlık Zarı Yapısı

Kadın ev ve çocuk bakımını üstlenirken, erkek ev dışında ki üretim araçlarına sahip olarak güç kazandı. Doğuran kadını da üretim aracı gibi gören erkek, mirasını kendi soyuna bırakabilmek için kadını eve kapattı ve başka erkeklerle ilişkisini yasakladı. Malinovski’nin Polinezya yerlileri üzerine yaptığı antropolojik çalışmalar bu konuda değerli bilgiler içerir. Sınıflı toplumların ortaya çıkışı, dünyanın hemen her yerinde erkek egemen ataerkil aile yapısını oluşturdu. Bu tür toplumsal ilişkilere uygun değer yargıları da tek doğru olarak benimsendi. Kızların evleninceye kadar bakire kalması, evlendikten sonra da başkası ile cinsel ilişkiye girmesinin yasaklanması, birkaç bin yıldır dünyaya egemen olan üretim ilişkilerinin sonucudur. “Kadının yeri evidir, kadın kocasının hizmetçisidir ve eğlencesidir.” diye düşünen mantık için tabi ki kızlık zarı çok önemlidir. Ama üretim ilişkilerindeki değişime paralel olarak kadının geleneksel rolleri de değişmekte, kızlık zarı üzerindeki değer yargıları da sorgulanmaktadır Günümüzde bu değişimin sonucu olarak bekarete verilen önem, her yöreye ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Halihazırda geleneksel değer yargılarına sarılanlar kadar, sarılmayanlar da bulunmaktadır ve sayıca hiç de az değildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.